Navigasyon |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
EĞLENCE
|
|
|
|
|
|
|
|
|
isparta senirkent gençali köyü tarihçesi
Gençali Köyünün 2 km kuzeyinde Hoyran Gölü 100 m boyutlarında 7 m yüksekliktedir. Eski Tunç ÇağıCkenarındadır. 100 yerleşimi olan höyük üzerinde balıkçı barınakları vardır.
.
Gençali Höyük'de (Gençali) yapılan arkeolojik araştırmalar sonucunda ilk yerleşimin Tunç Çağı'na (MÖ.3000-1200) kadar indiğini göstermektedir. Hitit kaynaklarında yöreden Pitaşşa olarak söz edilmesi, Hititlerin bu bölgeye kadar indiğini de göstermektedir. Frigler (MÖ. 750-690), Lydialılar (MÖ. 690-547) ve Persler (MÖ. 547-334), Makedonyalılar (MÖ.334-323), Seleukoslar, Pergamon Krallığı yöreye hakim olmuştur. Seleukoslar MÖ. l88'de Roma ordusuna yenilerek, Apameia (Dinar) Barışını imzalamış ve Toroslara kadar olan kısımdan çekilmişlerdir. Bundan sonra bölge Romalılar tarafından Pergamon Krallığına bırakılmıştır. Pergamon Kralı III.Attalos'un vasiyeti üzerine burası da çevre ile birlikte Romalılara verilmiştir. Romalılar çevredeki diğer yerleşim yerleri ile birlikte Senirkenti de MÖ.102-49 yılları arasında önce Kilikia Eyaletine daha sonra da Asia Eyaletine bağlamışlardır. MÖ.39 yılında Galat Kralı Amyntas'ın kontrolüne giren bölge MÖ.25 yılına kadar bu durumda kalmış, daha sonra Galatia Eyaleti içine alınmıştır.
Düğünler ;
Türk sosyal yapısının en önemli kuruluşu olan ailenin kuruluşunun ve işlerliğinin sağlanması, üzerinde önemle durulan konulardan biri olmuştur. İlimizde evlenmelerde özellikle yaş, sosyal ve ekonomik denklikler gözetilir. Evlenmelerde kız anaları, gelinlik çağına yaklaşan kızına, eş olacak, yakışacak damadı beklerken, oğlan anaları da oğluna hayat arkadaşı olabilecek serpilmiş kızları araştırırlar.
"Erken kalkan yol alır, erken evlenen döl alır." Ataların sözüne uyarak ergenlik çağına giren kız ve erkekler küçük yaşta evlendirilirler. Evlenmelerde erkeğin ve kızın fikrine bakılır. Ailelerin görüşüne ve gençlerin rızalarıyla gerçekleştirilir. "Kızı keyfine bırakırsan zurnacıya, oğlanı kendi haline bırakırsan bir yosmaya gönül verir." Atalar sözünden hareket edilerek, ana ve babanın kararı haricinde hareket etmek saygısızlık sayılır.
Evlenme yaşına gelen erkekler, düşüncelerini ya aracılar tarafından ailelerine bildirir ya da babasının ayakkabısını hanaya çiviyle çakmak, gündüz lambayı yakmak, zamansız ezan okumak, pilava kaşığı saplamak gibi hareketlerle bu isteği ailelerine ulaştırmak isterler.
Kız ve erkeğin seçiminde soy ve sülalenin araştırılmasına özen gösterilir. "Anasına bak, kızını al, kenarına bak bezini al." "Kız anadan öğrenir bohça düzmeyi, oğul babadan öğrenir sohbet gezmeyi," sözleri, bunun belirtisidir. Yakın akraba evliliklerine bazen izin verilir, sütkardeşlerin evliliklerine ise asla izin verilmezdi. Bazı aileler; geçimsizlik olur gerekçesiyle, akraba evliliklerine rıza göstermezken, bazı aileler de mallarının dış çıkmasını önlemek için akraba evliliğine "evet" derlerdi. Tek kızı olan ailelerin bir bölümünde "iç güveyi" alma özelliği vardır. Yaşı geçen kızların evlenmeleri ile ilgili "baht açma" "kızın bahtını satma" gibi inançlara başvurulurdu.
Görücülüğe Gitme:
Kız Seçimi:
Oğlan anasının çevrede yaptığı araştırmaları, akraba ve tanıdıkların tavsiyeleri, evlenme çağına gelmiş oğlanın ağzının yoklanması sonucu yapılan araştırmalarla tespit edilen kızların evine görücüler, kendi aralarında kararlaştırılan bir günde, haber vermeden giderler. Hiç görmedikleri bu yabancı konukların ziyaret sebeplerini anlayan ev sahibi, konuklarına gereken saygıyı gösterirse de, kızlarını birden bire verecek izlenimi yaratacak davranışlardan kaçınırlar. Bu nedenle konukların başörtüleri alınmaz, onlara kahve ikram edilmez.
Görücülerin her biri kızın özelliklerini anlamak için evin düzenini, temizliğini, el becerilerini gözden geçirirler ve kızı yakından görebilmek için su vb. ihtiyaçlarını isterler.
Eve dönen görücüler, gördüklerini ortaya atar ve kızı ile ailesi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karara varırlardı. Sonuç, baba ve en yakın akrabalarla görüşüldükten sonra bir aracı ile oğlana söylenirdi. Kız, oğlana gösterildikten sonra kesin sonuca varılırdı. Bu süre zarfında kız evi de oğlan hakkında gizli araştırmalarını yapardı.
Kız İsteme:
Kızın seçiminden sonra, sıra kız isteme işine gelirdi. Kız isteme işine kadınlar, hem erkekler tarafından yapılır. Önce oğlan tarafının yakın akrabalarından bir grup, istemek için tekrar kız evine giderlerdi. Kısa bir sohbetten sonra, önceleri "Sizin tutmaç keseni, bizim kalem tutana uygun ve münasip gördük." Daha sonraları ise "Allah'ın emri, Peygamberlin kavliyle kızınızı, oğlumuza münasip bulduk. Siz ne dersiniz?..." denilerek kız istenir ve oğlanın hüner ve meziyetleri sıralanır. Kız evi ise "iyi geldiniz, hoş geldiniz ama kızımız küçük, borçluyuz, evimiz pek yalnız. Çocuk da giderse elimiz, ayağımız kuruyup kalacak," cevabını verirler. Kızı isteyen taraf da "Biz sizi sıkmayız. Hepsinin kolayı bulunur. Kızın yeri iyidir. Kaçırmayınız," gibi gönül alıcı sözler sarf edeler. Eğer kız tarafı verimkar ise "Allah nasip etmiş ise ne diyelim!" ya da "Bir kaç gün sonra cevap verelim," derlerdi. Oğlan evi, kızın verilip verilmeyeceğini, kendilerine yapılan ikramdan, ayakkabılarının çevrilmesinden, uğurlanmalarından anlamaya çalışırlar. Kız evi olumsuz cevap vermek istiyorsa, kızlarının henüz gelinlik çağına gelmediğini, başka bir tarafa sözleri olduğunu, henüz düğün edemeyeceklerini ileri sürerek hatır kırmamaya çalışırlar. Oğlan evinin, kız evine ikinci ve üçüncü gidişlerinden sonra "Birliğimiz tamamdır. Bir kere de babasından istenilmesi muvafık olur," denilerek kesin cevap erkeklere bırakılır. Daha sonra erkekler bir yerde toplanarak isteme işi tamamlarlar. Söz kesimini nişan izler. Söz kesilmede, bunun belirtisi olan küçük hediyeler verilir. Sözgelimi, "mendil alma" gibi.
Nişan Töreni:
Oğlan evinin uygun bulduğu bir günde nişan töreni yapılacağı, önceden kız evine bildirilir. O gün kız evinde misafirlere yemek verilir, masrafları oğlan evi tarafından karşılanır. Oğlan evinin sosyal ve ekonomik durumuna göre takılması gereken takılar gönderilir. O gün öğleden önce, misafirler kız evinde toplanır, kızın arkadaşları özel olarak çağrılırdı. Kız ve oğlan evinin misafirleri ayrı odalarda bulunurlardı. Kızın yürüyeceği yerlere kıymetli kumaşlar serilir ve bir top kumaş kızın başına örtülürdü. Oğlanın en yakın yenge ve ablası, gelinin kolundan tutarak oğlan evinin bulunduğu odaya götürür, kocası ölmemiş ve başı bozulmadık bir kadın tarafından yüzüğü sağ eline daha sonra da önce sağ, sonra sol kulağına küpeleri takılırdı. Bunu altın, elmas gibi takılar izlerdi. Gelin, nişandan sonra, önce oğlan evinin büyüklerinden başlayarak el öper, daha sonra akrabalar tarafından takılar takılırdı.
Bunu şerbet içme töreni ve eğlentiler izlerdi. Bu eğlentiler yemeklerle son bulurdu.
Sini Hediyesi:
Nişandan bir kaç gün sonra, kız evinden oğlan evine "sini hediyesi" gönderilirdi. Sinide güvey için hazırlanan iç giysisi, yakınları için de küçük armağanlar bulunurdu. Nişanla düğün arasında kızın çeyiz hazırlamasına yetecek bir süre bırakılırdı. Bu sürenin uzamamasına özen gösterilirdi. Çeyiz; gelin ve güveyin iç çamaşırları, kimi dış giysileri, güveyin yakınlarına verilecek armağanlar ve gelinin yatak odası takımlarından oluşurdu. Oda takımına. yörede "düzen" denilirdi. Çeyiz hazırlığına çocuk küçükken başlanırdı. Ancak son yıllarda el işlemeleri dışındaki eşya çarşıdan alınmaktadır. Düğünden bir hafta on gün önce "elbise kesimi" yapılırdı. Seçimi kız tarafı yapar, giderleri oğlan tarafı karşılardı.
Bu hazırlıklardan sonra "okucu" (okuyucu) çıkarılarak düğün günü duyurulurdu. Konuklar çağrılırdı. Okucu çıkan kişi tatlılık getirmesi, uğurlu olması için ilk karşılaştıklarına katmer, helva ve pide verilirdi. Erkek okucular ise şekerle çağrıya çıkardı. Çağrılanların Pazar günü yük yığmaya, Pazartesi tel hamamına, Çarşamba gelin hamamına ve kınaya, Perşembe gelin çıkarmaya ya da karşılamaya beklendikleri duyurulurdu. Uğursuz olacağı inancıyla Salı boş bırakılırdı.
Yük Yığma:
Oğlan evinin aldığı sandık, yaygı, giysi, takı gibi armağanlar, Pazar günü davetlilere sergilenirdi. Bunlardan geline ilişkin olanlar akşam gelin sandığına, öbürleri de başka sandıklara konarak kız evine gönderilirdi. "Yük yığma" denilen bu sandıkları getirenlere kız evinin büyükleri çeşitli armağanlar verirdi.
Tel Hamamı:
Oğlan evi Pazartesi sabahı, yakınındaki hamamlardan birini kiralardı. Konuklar kapıda karşılanır, gelenlere uygun yerler gösterilir, sabun ve kına verilirdi. Gelin yıkandıktan sonra saçı örülür, zülüf kesilirdi. Pide, meyve, çerez sunulur ve konuklara akşam kınaya beklendikleri bildirilirdi. Kına gecesi Yalvaç yöresinde "gelin okşama" diye adlandırılırdı. (Anadolu'da gelin ağlatma karşılığı) Kına yakılmasından sonra "çekici" denen kadın, gelinin yakınlarından birini kaldırarak oyunu açardı. Gelin ve güvey anaları bahşiş verirdi.
Gelin Hamamı:
Çarşamba günü öğleden akşama kadar sürerdi. İki tarafın konukları katılırdı. Kimi yerlerde kına gecesi, gelin hamamının yapıldığı akşam düzenlenir ve kına helvası hazırlanırdı. Ancak, gelinin kınası, konuklar dağıtıldıktan sonra yakılırdı. Bu sırada çok yakın akrabalar gelinin yanında bulunur, el ve ayaklarına kına yakarlardı. Kimi yörelerde de evlendiğinin anlaşılması için güveyin avuç içine de kına yakılırdı. Oğlan evinde düzenlenen kına gecesi, yörede "Semah Gecesi" diye adlandırılırdı. Uluborlu yöresinde gelin hamamına "saç çözme hamamı", kına gecesine de "kına basma" denirdi.
Gelin Çıkarma:
Oğlan evinin büyükleri önde, öbür davetliler arkada olmak üzere (kimi yörelerde güveyi de yanlarına alarak) Perşembe sabahı kız evine gidilirdi. Arkadaşları, düğün alayı gelinceye kadar gelini hazırlarlar, çeşitli eğlenceler üzüntüsünü gidermeye çalışır, (gelin okşama) kimi yörelerde de güveyin arkadaşları, Perşembe sabahı (güvey hamamı) düzenler, ondan sonra gelin çıkarmaya gidilirdi. Kız evine gelindiğinde 'Cezayir' denilen hava çalınırdı. Gelin ata, günümüzde gelin arabasına bindirilip oğlan evine gelindiğinde de karşılama töreni ve eğlenceleri yapılırdı. Gelin önde, güvey arkada eve girilir, güvey bir süre sonra konukların yanına çıkardı. Kadınlar da gelinin yanına gider, eğlencelerini sürdürürlerdi. Gelinin duvağı, gerdeğe kadar açılmazdı.
Gelin Ertesi:
Gerdekten sonraki üç gün yörede "gelin ertesi" diye adlandırılır. Dost ve akrabalar gelini ziyaret eder, kutlarlar. Gelin bu süre içinde konukları gelinliği içinde karşılar, gelenlerin elini öper onlara şeker ve şerbet sunar. Köylerde ve kasabalarda kimi değişimlerle varlığını sürdüren bu gelenekler, merkezlerde büyük ölçüde bırakılmıştır. Çağrılar "okucu" yerine davetiyelerle yapılmakta, nişan ve düğün törenleri salonlarda düzenlenmektedir. Varlığını koruyan geleneklerden kına gecesi ve semaha hemen her yerde rastlanırken hamam törenleri çok dar bir çevrede sürdürülmektedir.
BİRİ VEFAT EDERSE
Aileden bir kişi ölünce dini vecibeler yerine getirilir. Şayet ölenin yakınları uzakta iseler, ölü gömülmez, bekletilir. Bütün aile yakınları ve akrabaları tarafından "katmer"edilir. Başsağlığına gelenlere ikram edilir. Ölüm halini takip eden bir hafta veya on gün, çeşitli yemeklerle birlikte akşam yemeğini yemeğe gelirler. Getirdikleri yemekleri onlarla birlikte yerler ve ailenin acısını paylaşırlar. Onların yalnız bırakmazlar.
Ölenin 7. günü pişi (bir çeşit hamur işi) yapılır, dağıtılır. 52. günü de yemek verilir ve Mevlid-i Şerif okutulur. Diğer geleneklerin bir kısmını şu şekilde sıralayabiliriz.
Cuma günü mübarek olduğu için işe gidilmez. Salı günü yeni bir işe başlanmaz. Başlanan iş sallanır, sonu gelmezmiş. Hamile olan kadına noksan vücutlu çocuk gösterilmez. Gösterilirse çocuğun da noksan olacağına inanılır. Geceleyin evin üzerinde ve yakınında baykuş öterse, o evden yakında bir ölü çıkacağına işaret sayılır. Küçük çocuklar geceleyin aynaya bakıtılırsa bahtının kapanacağına inanılır. Gece sakız çiğnenirse, ölü eti çiğnendiğine hükmedilir.
Yalvaç'ta ve Pazar kurulan bazı yerlerde "Pazar Duası" yapılmadan hiç kimse alış-veriş yapmaz. İmam Efendi tarafından yapılan dua belediye hoparlörü vasıtasıyla duyurulur ve alış-veriş başlar.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|